Geçmişe Yolculuk…

Bugün blog sayfası açıp yazı yazmaya karar verdim. Yazılarım okunur mu okunmaz mı bilemem ancak beni yazı yazmaya iten şeyde böyle bir kaygı zaten bulunmuyor. İnsan neden yazar? Anlatacak bir şeyleri olduğu için olsa gerek. Demek ki benim de anlatacak, paylaşacak bazı şeylerim varmış diyelim.

Artık her yerde doğanın acımasızca kirletildiğini, iklimlerin değiştiğini, insanlığın seller, kasırgalar, kuraklık ve benzeri felaketleri yaşamaya başladığını sürekli okuyoruz ya da TV’lerde izliyoruz. Bu felaketlerin tesadüf olmadığını ve böyle giderse ilerde bizi daha büyük felaketlerin beklediğini sanırım herkes öngörebilir.

Sınırlı su kaynakları gittikçe daha fazla kirletilmekte, kimyasal gübre ve pestisitler nedeniyle canını yitiren toprak erozyona teslim olmakta, çevre düşmanı üretim süreçleri atıklarını daha fazla kar amacıyla acımazsızca, doğal kaynaklarımızı yok etmede ya da geri dönüşümü olmayacak şekilde kirletmekte kullanmaktadır.

Bugünü kurtarmaya çalışan dar görüşlü ve çıkarcı anlayış bir taraftan doğaya zarar verirken, gelişen teknolojinin yararlarını yüceltmekte ve sanki bu yüceltmeyle, doğaya verdiği zararları masum göstermeye çalışmaktadır.

Bu durum bana  on iki yaşımda yatılı okuldaki günlerimi anımsattı. O zamanlar Konya Anadolu Lisesi’nde Hazırlık sınıfındaydım.  Bilgisayar ve cep telefonları o zamanlar yalnızca gelecekte neler olabileceğini yazan bilimsel magazin dergilerindeki makalelerdeydi. (O zamanlar yanılmıyorsan sadece Tübitak’ın Bilim ve Teknik dergisi vardı) Trakyada oturan aileme telefon etmek için bazı Pazar günleri Postaneye gidip ev telefonumuzu yazdırıyor ve 12 saat kadar bekliyordum. Sıra gelir ve bağlantı sağlanırsa konuşma imkanı bulabiliyordum. Şimdi herkesin cebinde cep telefonu ve istedi kişiye anında ulaşabiliyor. Ben bu blog’u yazmaya bu sabah karar verdim ve birkaç saat içinde tamamladım ve yayınladım. Bunların hepsi çok iyi, güzel şeyler tabii ki. Ancak aradan geçen bu sürede hep güzel şeyle olmadı maalesef.

On iki yaşımdayken Ergene Nehri’nde yüzerdim. Arkadaşlarla balık avlardık. Şu anda yanından bile geçemiyoruz.

Bazen düşünüyorum. Bu kadar gelişmemiz bize ne getirdi? Ben on iki yaşındayken de insanlar yaşamlarını sürdürüyorlardı, şimdi de sürdürüyorlar. Çoğumuzun evinde TV yoktu; şimdi herkesin evinde var. Radyo tiyatrosu dinlerdik. Burdur’da otururken, haftasonları mahallece hep birlikte göl kenarına gider çadır kurardık. Şarkılar, türküler, oyunlar, yemekler…. Şimdi o göle de kirlilikten yaklaşılmıyor.  

Ergene'nin bir kolu olan Çorlu Deresi'nin son hali

 

Bazen merak ediyorum: İnsanlık ve bilim, on iki yaşımdaki doğayı ve mutluluğu geri getirecek bir buluş yapabilecek mi?

Reklamlar
  1. #1 by Meyvelitepe on 26 Ağustos 2011 - 09:17

    Hayırlı olsun. Yazılarınızı bekliyoruz.

    • #2 by dogasever on 26 Ağustos 2011 - 10:15

      Teşekkür ediyorum Sn Meyvelitepe. Elimden geldiğince yazmaya çalışacağım.

  2. #3 by yaşar on 26 Ağustos 2011 - 13:00

    Seçim zamanıydı ve Başbakanımız orada propagandasını yapıyordu.Alana seçmenler toplanmış,gözler kürsüde, başbakanımız konuşuyor”Ergene nehrinde kirlilik var,CHP li belediyeler bunu düzeltmek için bir şey yapmıyor.”Halk coşkulu alkışlıyor aralarından bazıları bağrışıyor” Hükümdar Erdoğan…Hükümdar Erdoğan…”Aralarından allahın bir kulu çıkıp da “Sn.Başbakanım hadi onlar belediye, gerekeni yapmıyor sen devletsin,sen iktidarsın,sen hükümetsin ,senin her türlü bakanlığın ve yetkililerin var sen neden yapmıyorsun…”Anlaşılan siz daha uzun bir süre Ergene’de yüzemeyeceksiniz…Burdurda ve başka sulak alanlarda da yüzemeyeceksiniz…İstanbula su sağlayan göllerdeki kirlenme de malum,Bafa gölü kirliliğinin de fotoğrafını daha önce Agaclarnet’te paylaşmıştım…İçecek suyumuz olduğu sürece sorun yok gibi görünüyor sanki ama doğal yaşam insan oğlunu kaderiyle başbaşa bıraktığı zaman ne olacak…Dün 12-14 yaşlarında üç kız karşı kaldırımda cips yiyerek yürüyorlardı.Birisi içi boşalan paketi yere attı,uyardım,kızım az ilerde çöp kovası var çöpünü yere atma diye ,bırakın özür dilemeyi umursamadı bile ,cevap vermeğe tenezzül bile etmedi,oysa bu dünya onlara kalacak ,o şimdiden insan olarak büyüklerini taklit ediyor ve çevresini kirletiyor.Neyse çok yazdım.Bloğunuz hayırlı olsun.güzel yazılarınızı beklyoruz hocam…

  3. #4 by Ozi'nin Bahçesi on 27 Ağustos 2011 - 19:45

    Sn. Doğasever,
    Hayırlı olsun, yazılarınızı eksik etmeyiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: