Biz hep lamdüzleri yaşadık!

Bir yerde bir yanlışlık vardı…

Gözlerimi açtığımda beyaz kabuklar gördüm. Ondan öncesi ise tamamen sessizlik. Beni bir yaratan yok muydu? Halbuki, genlerime işlemiş öyküler böyle söylemiyordu: Sizler ana karnındayken annenizin güzel sesini, size mırıldandığı güzel nağmeleri dinlersiniz. Biz sizden pek farklı değiliz aslında. Ama ben ve arkadaşlarım, bu beyaz kabukların içinden dünyaya gelişimizin öncesinde annelerimizin seslerini hiç duymadık. Onun güzel nağmelerini hiç dinlemedik.

Bir yerde bir yanlışlık vardı…

Yaklaşık iki bin adet kadardık içinde bulunduğumuz “kutucukta.” Tek tek hepimiz dünyaya geldikçe epey kalabalık olduk. Ama dünyaya mı gelmiştik yoksa sadece bu kutucuktan biraz daha büyük bir odaya mı? Buna biz değil, bizi yöneten insanlar karar verecekti.  Artık dünyalıydık. Dünyalı gibi yaşamalı, dünyalı gibi gezmeli, dünyalı gibi beslenmeliydik. Yemyeşil kırlarda ya da güzel bir bahçede çeşit çeşit böceklerin, solucanların ve çiceklerin tadına bakacağımız, bahçenin bir kenarında bize ayrılmış özel bir toprak havuzda banyo yapıp parazitlerimizden kurtulacağımız ya da kıpkızgın güneşin altında kanatlarımızı açıp yatarak güzel rüyalar kurarak güneşleneceğimiz günlerin özlemiyle dünyaya gelmiştik. Ama durum hiç de öyle olmadı.

 Öyleyse bir yerde bir yanlışlık vardı…

Ayrı bir odaya alındığımızda ikibin olan sayımız yirmi bini bulmuştu. Artık odanın içinde kim var kim yok tanımıyordum bile. Herkes her telden bir şeyler söylüyordu ama ortak kanı, neden burada olduğumuzdu. Burası bizim yerimiz değildi ki. Biz dışarda olmalıydık, kanat açmalıydık, koşmalıydık. Burada koşmayı bırakın kanatlarımızı bile zor açıyorduk. Arada bir özel giyimli insanlar geliyorlar, aramızdan birkaç tanesi alıp evire çevire muayene ediyorlardı. Sadece günde bir kez gördüğümüz bu insanlar giriş ve çıkışlarda, özel bir sıvıya basıyorlardı. Her yer leş gibi dezenfektan kokuyordu. İçimizden bazıları maalesef bu dezenfektan kokusuna dayanamayıp, yaşamlarını birkaç gün içinde yitirdiler. Biz direndik ve alıştık ya da alışır gibi olduk diyelim ama yine de…

Bir yerde bir yanlışlık vardı…

Biz tavuklar dışkılarımızı bulunduğumuz ortamda gelişigüzel yerlere yaparız. Bizim dışkılarımız aslında değerlidir. İnsanlar alıp, değerli gübre, konpost yapımında kullanabilirler. Ama burada hep aynı yerlere dışkı bıraktığımızdan artık dışkı içinde yaşar hale gelmiştik. Hiç hoş bir durum değildi. Üstüne üstlük amonyak gazına neden oluyor ve bu da boğazımızı alabildiğince yakıyordu. Yine bazılarımızı bu yüzden kaybettik. Biz gündüzle geceyi hiç bilemedik. Aramızdan bazıları kimi zaman küçücük bir pencereden sızan güneş ışınlarının vurduğu alanda yer kapabilmek için birbirlerini ezercesine yarışıyorlardı. Ama ben ezilmek pahasına böyle bir yarışa girmeyi hiç göze almadım. O yüzden güneşi hiç göremedim. Sadece ısıttığını söylüyorlar o kadar biliyorum. Dolayısıyla, bu dört duvar arasında, tepemizde yanan lambalar yüzünden hep “lamdüzü” yaşadım. Siz güneşin hüküm sürdüğü gündüzleri yaşıyorsunuz biz ise lambaların hüküm sürdüğü lamdüzleri yaşıyoruz. Ne zordur uyumak lamdüzleyin bir bilseniz! Bir gece olsa da rahat uyusam diye tam 45 gün bekledim ama nafile…

Bir yerde bir yanlışlık vardı…

Ama yine de hiç şikayet etmedim. Buna da şükür ne de olsa hayattayım diyordum ve ortalama 15 yıl daha ömrümün olduğunu düşünüyordum. Ama çok yanılmışım. İnsanlar bizi birer pırasa olarak görmüşler. Nasıl pırasayı ekiyor, suluyor, büyütüyor ve hasat edip, yiyecek olarak satıyorsa, bizi de 45 günde büyüttüler. Gerisini anlatmaya dilim varmıyor… Tanrı’dan tek bir dileğim var: Bir daha beni dünyaya yollarsa, beni küçük bir bahçe tavuğu yapsın başka hiçbir şey istemem.

Bir yerde bir yanlışlık olmasın…

Reklamlar
  1. #1 by Halil Önen on 08 Eylül 2011 - 19:22

    Güzel yazı Sevgili doğasever, einize sağlık.

    Bu hikayeyi okuyunca iftarda pilavüstü yediğimiz ve köyün yarısının zehirlendiği _bende_köy halkı aklıma geldi.

  2. #2 by Celil Sami on 09 Eylül 2011 - 19:55

    Gönlünüze Sağlık

  3. #3 by Emrah on 12 Ekim 2011 - 10:03

    vaybe empatinin böylesi, tebrik ederim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: