Beklemek ya da Beklememek!

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, depremin ardından Van’da çadır konusunda bu kadar yüksek bir talep beklemediklerini belirterek, “Evi yıkılan ve çadır ihtiyacı olan vatandaşımızın ihtiyacı karşılanmıştır. Ekstra çadır isteyenler için çalışmalar sürüyor” dedi. Ben de şimdi Bakan’a sormak istiyorum “Ya bu deprem Istanbul’da olsaydı, o zaman da beklentiniz bunun 100 misli belki de 1000 misli olmayacak mıydı sayın Bakan? Orası İstanbul, oraya hazırlıklıyız yakınında çadır stoğumuz var diyebilirsiniz belki. Çünkü 1999 depreminde o kadar çok yardım geldi ki, mutlaka bir Istanbul depremi için yeterli sayıda çadır alınmıştır bu paralarla herhalde. Yoksa yanılıyor muyum?

Gerçekten, Istanbul’da deprem senaryosuyla bir tatbikat yapsak. Acaba kaç adet çadır ne kadar sürede gelecek ve kurulabilecek bir test etsek. Nasıl olur? Nasıl olsa bu deprem bekleniyor. Biz de görmüş oluruz. Baksanıza, Van’da bu kadar çadır talebi beklemiyormuş sayın Bakan. Istanbul’da bekliyordur herhalde!

Bir depremde, yıkılan binalar vardır. Bir de çok, orta ve az hasarlı binalar vardır. Bu hasarlı binalara yetkililer izin verene kadar girilmez Sayın Bakan. Bu yüzden bir yörede 7 veya üzeri büyük bir deprem olduğunda binalar sağlam bile olsa kimsenin binasına girmesine izin verilmez.

Siz verdiğiniz bu “bu kadar çadır talebi beklemiyorduk” demeciyle, aslında bu kadar hasarlı ev beklemiyorduk mu yoksa evleri hasarlı bile olsa insanların evlerinde oturmasını bekliyorduk mu demek istiyorsunuz?

Sayın Bakan Türkiye’nin her yeri deprem bölgesidir ve Van’daki gibi büyük bir depremde depremden etkilenen yerleşim birimlerinde kimse evi sağlam olsa bile giremeyeceğine göre o yörede oturan nüfusun tamamı kadar çadır talebini beklemek zorundasınız ve bu çadırları da, devlet olarak en kısa yoldan felaketzedelere ulaştırmak zorundasınız.

Bir diğer konu da bu çadırların ulaştırılması. Bakanlar deprem olur olmaz hemen bölgeye hareket ettiler. Yaraların paylaşılması için bu doğru bir harekettir ancak Bakanın oraya gitmesi sadece moral verir. Halbuki, deprem olur olmaz en kısa sürede çadır yüklü kamyonların bölgeye hareket etmesi gerekirdi. Bakan Çelik, vatandaşlarla sohbet ederken bir vatandaş isyan ediyor ve diyor ki Sayın Bakanım çadır yok! Çadırlar ne zaman gelecek? Bakan yanıt veriyor: Yolda geliyor! Çadırların “kamyonlara yüklenmesi” zaman alıyor! Hala deprem felaketine hazır değiliz. Hala şu ilk şoku atlatıp daha ilk gece insanlarımıza yıldırım hızıyla çadır vermeyi beceremiyoruz. Hala planlama yapamıyoruz. Çoğu insanımız geceyi soğukta geçirdi. Halbuki, neden yurdumuzun çeşitli yerlerinde kamyon kasalarına yüklenmiş halde yeterli sayıda çadırı hazır tutamıyoruz. Örneğin, Türkiye’nin Güney, Kuzey, Doğu ve Batısında ana felaket merkezleri kurabilir ve burada çadırları, acil yemekhaneleri, acil hastaneleri, acil arama kurtarma araç ve gereçlerini kamyon kasalarına yüklenmiş halde hazır tutabiliriz. Deprem olduğu haberini alır almaz bu kasalar çekici kamyonlara takılarak anında yola çıkabilir ve her zaman Bakan daha bölgeye gelmeden orada olabilir. Olabilir mi? Bunu yapmak ciddi bir planlama gerektirir. Bu planlamayı yapmaya değmez mi?        

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: