Umut Kırıntıları

Umut etmek, her şeyin başlangıcı değil mi? Yoksa her şeyin devamı ve sonu mu? Kimi zaman iyimser insanların umutlu olabileceği söylenir. Ben bunun doğru olduğuna inanmıyorum. İyimserlik, bir yerde, içinde bulunduğumuz koşulları anlamada engeldir. Bir çeşit perdedir. Nesnel koşulları tam anlamanın önüne geçer ve bizi rahatlatır belki ama ileriye yönelik bize bir şey kazandırmaz. Sadece durumun vahim olduğunu biliriz ama bu bizi üzmez çünkü iyimserlik bardağın dolu tarafını gösterir bize. Önemli olan durumu düzeltmektir. İyimserlik, bu yönde bir adım atmaktan ziyade dolu bardağın arkasına saklanmak değil midir? Umut ise, büyük küçük, yaşlı genç herkesin içindedir. Herkesin yaşama bakış açısının farklı olduğu gibi, umutları da farklıdır.

Ralph Waldo Emerson, “Bir insanın bilgeliğini umutlarından anlarız” demiştir. Gerçekten de umut, insanın yaşama bakış penceresinin genişliğini ve açısını da belirleyen bir olgu.

Ama umutla hayal etmek de birbirine karıştırılmamalıdır. Umut, onu gerçekleştirecek  eylem veya önlemler ile tamamlandığı sürece gerçekten umuttur. Yoksa boş bir hayalden öteye geçemez.   Herkes, hayal edebilir; hayallerin gerçekleşmesi, piyango kazanmak gibidir. Umutların gerçekleşmesi, çaba gösterildiği sürece daha anlamlıdır. Herkes umut edebilir ama herkesin umudu gerçekleşmez. Umutlarımız için zaman ayırmalı, çaba göstermeliyiz yoksa umutlarımız hayalden öteye gidemez. Burada bahsettiğimiz “hayal etmek” Edison’un ampulü hayal etmesi gibi “düşünmek” anlamında hayal etmek değildir.   

Bir toprak parçasını düşünün. O toprak parçasından eşeleyince büyük bir parça yakut çıkmasını beklemek hayaldir.  Ama o toprak parçasından koşullar ne kadar olumsuz olursa olsun bir bitkinin fışkırmasını beklemek umuttur. O toprak parçası, taşlarla ve çamurla dolu olsa bile, yine de siz bir bitki fışkırmasını umut edebilirsiniz ve bu umudun gerçekleşmesi için o toprak parçasını sularsınız, taşlarını ayıklarsınız, belki biraz gübre verirsiniz, bir sera içine alır tohumun yeşermesi için ideal sıcaklıkta tutulmasını sağlarsınız. Yine de bitki yeşermez ise, yine umutlarınız tükenmemelidir. “Bir başka bahara” diyebilmelisiniz. Çünkü umut insana ve yaşama özgüdür. Yaşamın tam kalbine tutturulmuş bir çapadır. Umut olmadan yeni bir şey de olmaz. Hayal gücüyle ve çabayla beslenen umut ise en iyisidir.

İnsanlık, bunca teknolojik ilerlemeye karşın, henüz bilge düzeyine ulaşamadı. Çünkü hala açlık var, hala savaşlar var. Ama umutlanmamızı gerektiren küçük kıvılcımlar da yok değil. Örneğin, alternatif enerji kaynaklarından enerji elde etmemiz mümkün olmasına rağmen, hala fosil yakıtları kullanıyoruz. Atıklarımız hala doğal su kaynaklarımızı kirletiyor. Birçok ülkede diktatör rejimler devrilse de, yerine başka isimlerle halk yönetimi adına yeni diktatörlükler kuruluyor. AB’nin Avro zonu çatırdarken, AB ülkelerinde hükümetler halkın görüşlerine başvurmaktan özenle imtina ediyorlar. Biyoçeşitlilik hala azalmakta. Genetiği değiştirilmiş organizmalar hala dünyayı açlığa umut yalanıyla istila etmeye hızla devam ediyor. Peki iyimserlik oyunu mu oynamalıyız? Tabii ki hayır. Umutlanmamızı sağlayan kıvılcımlar da var. Gıda ile rekabet etmeyen sürdürülebilir kaynaklardan ikinci nesil biyoyakıt üretim çalışmaları her gün yeni umutlar sunuyor ve üretim maliyeti düşüyor ve bu yakıtlar gerçek anlamda fosil yakıtların yerine alacaklardır. Gün aşırı tıpta yeni yöntemler geliştiriliyor ve uygulanıyor. Dr Miyazaki,  insanlık adına canını verme pahasına binlerce kilometre öteye giderek insanlık gururunu yükseltebiliyor. (Dr Miyazaki, sen gönlümüzde yaşıyorsun çünkü sen binlerce insana umut oldun!) Küreselleşme, tekelleşen şirketlere ve büyük küresel pazarların açılmasına neden olurken, aynı zamanda sosyal medyada yüzbinlerce insanın örgütlenmesine araç da olabiliyor.              

Bunlar hep umudun kırıntıları değil mi?

Kendinize şu soruyu sormalısınız: Ben kimlerdenim? Lanet olsun deyip boşverenlerden mi yoksa “bu defa başaramadık ama yine çabalayıp bir dahaki sefere” diyenlerden mi? 

Koşullar ne kadar olumsuz olursa olsun, hayal ile umut arasındaki ince çizgide, umudun tarafında olmanız dileğiyle çünkü umut etmek yaşamanın itici gücüdür… Umutsuz insan yaşamın özünü de yitirmiş demektir.

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: