Anayasa Değişikliği’ne neden HAYIR!

Sevgili Dostlar ve Değerli Okuyucularım,

Şimdiye kadar sizlere genellikle doğa sevgisi, doğanın ne müthiş bir güç olduğu ve saygı ve sevgi üzerine yazılar, şiirler yazdım ve bundan büyük bir zevk aldım çünkü ben de doğanın bir parçasıyım ve bugün yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen yaşamayı ve doğayı çok seviyorum.

Doğanın parçası olduğum gerçeğini hiçbir zaman unutmadım ve hep bu gerçeğe uygun, doğa ile uyumlu yaşamaya çalıştım.

Aklımın ve mantığımın almadığı kabul etmediği her şeyi sorguladım.

Bu yazımı da gördüğüm lüzum üzerine, akıl, mantık dışı gördüğüm bazı şeyleri sizlere aktarmak ve bir nebze de olsa sizlerle ülkemizin içinde bulunduğu şu zor günlerde ülkem ve ülkemin gidişatı hakkındaki görüşlerimi paylaşmak için yazıyorum. Şu anda Meclis’te milletvekilleri tarafından eşyanın tabiatına aykırı bir değişiklik yapılması tartışılmaktadır.

TEK ADAM KONUSU:

Ülkemiz bildiğiniz gibi 1923 yılından beri demokratik, laik bir Cumhuriyet’tir. Başlangıçtan İkinci dünya savaşı sonrasına kadar tek parti ile yönetiliyorduk. Aslında Cumhuriyet rejimini halkımız getirmedi. Yani Egemenliğin (milli iradenin diğer adı) kayıtsız şartsız Padişah’ta olduğu bir ümmet (kul) toplumuyken (bunun bir diğer adı da Monarşi), Atatürk ve arkadaşları sayesinde Cumhuriyet’e, yani egemenliğin halkta olduğu bir sisteme kavuştuk. Atatürk, aslında demokratik rejimin vazgeçilmez bir özelliğinin çok partili sistem olduğunu çok iyi biliyordu ve bir muhalefet partisi kurulmasının önünü açtı ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924) ve Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930) adlarında iki muhalefet partisi kuruldu ancak yürümedi çünkü ne toplum ne de siyasetçiler henüz ümmet toplumundan çıkmış ve tam demokratik bir topluma hazır değildiler. Bu kurulan partiler, Cumhuriyet ve laiklik karşıtı ve eski Monarşi rejiminin taraftarı oldular ve bu yüzden kapatıldılar.

Bugün bazı siyasetçiler Atatürk’e ve İnönü’ye tek adamdı diye saldırmaktadırlar. Doğrudur, İnönü de Atatürk de tek adamdı ve o dönemi demokratik diye nitelendirmek doğru olmaz ANCAK bir Meclis  vardı ve kararlarında özgürdü. Ne Atatürk’ün ne de İnönü’nün hiçbir zaman Meclisi feshetme yetkisi yoktu, olmadı. Bugün bu Anayasa Değişikliği ile bu yetki Cumhurbaşkanına verilmek istenmektedir. Bunun ne kadar YANLIŞ olduğunu biraz sonra açıklayacağım.  Atatürk’ün getirdiği Cumhuriyet rejimi her bakımdan Monarşiden çok daha iyiydi. Monarşi değil miydi Osmanlı’yı Avrupanın Hasta Adamı yapan; 200 yıl matbaayı ülkeye sokmayan; insanlarımızın okuma yazma öğrenmelerini sağlamayan; Avrupa ve Amerika’daki Sanayi Devrimi ve getirdiği yeni teknolojilerden habersiz yaşayan? Bu yüzden ilk 15 – 20 yılı tek adam rejimi olsa da, Atatürk’ün getirdiği Cumhuriyete söz söylemek için bu değerli insanların getirdiği rejimi bugünün Türkiye’si ile değil, Osmanlı’nın son yılları ile ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Almanya ve İtalya’da olduğu  gibi Faşist rejimlerle karşılaştırmak gerekir. Yani o günün koşulları ile karşılaştırma yapılmalıdır. Yoksa doğru bir analiz yapılmış olmaz.

MİLLİ İRADE KONUSU:

Gelelim günümüze. Bugün bir Anayasa Değişikliği yapılmak isteniyor. Bu değişiklik ile Milli İradenin halka verileceği söyleniyor. Sayın Cumhurbaşkanı her fırsatta ağzından Milli İrade konusunu düşürmemeye özen gösteriyor. Gerçekten öyle mi?

Şimdi de Milli İradenin bu Anayasa Değişikliğinden nasıl etkileneceğini inceleyelim;

Cumhuriyet Milli İradenin, başka bir deyişle, Egemenliğin sadece halka ait olduğu bir sistemdir. Atatürk, “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” derken bunu kastetmiştir. Atatürk bu yüzden seni Padişah yapalım diyenlere Hayır yanıtını vermiştir.
Bu Anayasa değişikliği ile milli irade halkta mı olacaktır yoksa halkın elinden alınıp bir kişiye mi verilecektir? Eğer durum böyle ise, Milli İrade açısından bunun sakıncası nedir?
Halkın görüşleri çeşit çeşittir. Halkın bir kısmı A partisini kendine yakın hisseder, bir diğer kısmı B veya C partisini yakın hisseder ve halk kendine yakın hissettiği partilere oy verir. Milli İradenin tamamı yani %100’ü halkın kendisini yönetecek Türkiye Büyük Millet Meclisine her partiden seçilen milletvekili sayısı oranında yansır.
Halk Cumhurbaşkanı’nı da seçebilir ve seçiyor da. Eğer seçilen Cumhurbaşkanı tarafsız olursa ve halkın tamamını kucaklarsa burada da sorun yoktur. Ancak, bu Anayasa Değişikliği tasarısı eğer yasalaşırsa, o zaman Cumhurbaşkanı hem parti başkanı da olabileceği için tarafsız olmayacaktır. Hem milletvekili adaylarını hem Bakanları, hem yargı mensuplarının büyük bir bölümünü (15 yargıçtan 12’sini) belirleyecek (yargı mensuplarının diğer bölümünü de (3 yargıcı) kendi aday gösterdiği milletvekillerinden ve atadığı Bakanlardan oluşan hükümetin çoğunlukta olduğu iktidar belirleyeceği için yine onları da kendisi belirlemiş olacaktır); istediği takdirde, bakanları görevden alma, hükümeti düşürme veya meclisi feshetme hakkını da kullanabilecek ve isterse feshetme yetkisini koz olarak da milletvekillerine karşı kullanabilecektir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, önerilen değişiklikle halkın Milli İradesini hem Meclise hem de Cumhurbaşkanına devretmesi istenmektedir. Meclisteki halk iradesi, A, B, C partileri arasında paylaştırılmışken, Cumhurbaşkanına devrettiği Milli İrade sadece bu partilerden bir tanesi adına kullanılacaktır çünkü Cumhurbaşkanı tarafsız değil partili Cumhurbaşkanı olacaktır. Haliyle tıpkı bugün Anayasayı ihlal etmekte olan Sayın Cumhurbaşkanı gibi, herkesin Cumhurbaşkanı olarak davranmayacaktır. Tarafsız olmayacağı,, partili Cumhurbaşkanı olacağı Anayasa değişikliğinde belirtilmektedir. Bu çok yanlıştır. Cumhurbaşkanı diyelim ki %51 çoğunlukla A partisinden seçildi. Cumhurbaşkanına devredilen bu %51’in iradesi, Meclis’e devredilen %100’lük halkın iradesinden daha üstün kılınmaktadır. Yani A partisinin seçmeni tüm Türkiyeye Türkiye’nin Milli İradesi diye yutturulmaya çalışılmaktadır.
Yani Cumhurbaşkanı’na devredilen azınlık irade (A partisini destekleyenlerin iradesi), Meclise devredilen iradeden (A, B, ve C partilerinin iradesi) daha üstün kılınmaktadır. Yanlış olan da budur.

Hiç kuşkusuz böyle bir sistem Türkiye’yi kaosa ve felakete götürür.

UMARIM BU YANLIŞ SAĞDUYULU VEKİLLERİN OYLARIYLA MECLİSTEN DÖNECEKTİR.

BİR DE BU YANLIŞI BAŞİTÇE İFADE EDELİM:

Partili Cumhurbaşkanını halkın sadece bir kısmı seçer.
Halbuki Meclisi halkın tamamı seçer. Meclis’te milletin iradesi tam olarak temsil edilir.
Halkın sadece bir kısmının iradesini temsil eden Cumhurbaşkanı, halkın iradesinin tamamının temsil edildiği Meclis’ten çok daha yetkili hatta Meclis’i feshedebilecek, hükümeti atayacak ve isterse Bakanları bile görevden alabilecek, yargıyı kontrol edecek kadar yetkili olması kabul edilebilecek bir şey değildir.

Bu durum halkın bir kısmının iradesinin halkın tamamının iradesini tahakküm altına almasıdır.

 

 

 

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: